Prof.Dr. Şule Gök TÜDEŞ

Prof.Dr. Şule Gök TÜDEŞ


'ÖCALAN MASASI' KURULDU; 'MEMLEKET MASASI' KURULAMADI!

27 Mayıs 2020 - 23:04

Evet kıymetli okurlarım, ‘Öcalan Masası’ kuruldu bu ülkede ama Sayın Akşener’in ‘Memleket Masası’ kurulamadı.

Bir zamanlar birlikten, beraberlikten, demokrasiden bahsedenler, bebek katili Öcalan ile masaya oturdu ama Sayın Akşener’in çağrısında Türkiye Cumhuriyetinin Parti Liderleri ile masaya oturamadı. Amaç birlik beraberlik miydi çözüm sürecinde yoksa kürt oyların sürekliliğini sağlamak mı idi bilinmez. Ama bilinen bir gerçek var ki ülkeyi yönetenler, binlerce vatan evladımızın  katili terör örgütü ele başısını ‘Sayın Öcalan’ seslenişi ile çözüm masasına davet etti. Bu ülkenin MİT Müsteşarı Oslo’da terörist başları ile görüşmeye gönderildi. Başbakan yardımcıları, bakanlar çözüm masalarındaki ülke pazarlıklarında baş köşede oturdular terörist başlarını ve liderlerini muhatap alarak…. Ve 2009 da başlayan bu masa 2015’e kadar aktif sürecini sürdürdü ama eş zamanlı Mehmetçik’lerimizi de şehit vermeye devam ederek.

Ben demiyorum, aşağıda kronolojik sıraya göre verilen yakın tarih (Kaynak: Wikipedia) söylüyor bunları:

2009 yılı:  Oslo görüşmeleri olarak adlandırılan MİT-PKK görüşmelerinin muhtemel başlangıç tarihidir.

24 Mart 2009: Abdullah Gül, Bağdat’a giderken uçaktaki gazetecilere verdiği röportajda Kuzey Irak için “Kürdistan” ifadesini kullanmıştır.

31 Temmuz 2009: İçişleri Bakanı Beşir Atalay Terör Örgütü ve DTP (bugün her fırsatta İYİ Partiyle ortak göstermeye  çalıştıkları partinin o günkü adı ve temsilcileri)  ile olan temasları Kürt Açılımı kapsamında  basına açıklamıştır: "Bir aylık süre zarfında yaptığım görüşme ve toplantılar süreç açısından son derece olumlu olmuştur" sözleri ile.

5 Ağustos 2009: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt açılımı ile ilgili DTP lideri Ahmet Türk’le bir araya gelmiştir.

18 Şubat 2010: CHP, Beşir Atalay hakkındaki gensoru önergesini  "Hukuk devletlerinde bakanlar, terör örgütünü muhatap alan gizli görüşmeler yapamazlar" ifadesi ile TBMM’ye sunmuştur.

21 Şubat 2010: Başbakan Erdoğan,  açılım ve çözüm sürecini anlatmak ve destek toplamak için 62 sanatçı ile bir araya gelip "Açılıma omuz verin" demiştir.

13 Eylül 2011: Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) yetkililerinin, PKK üyeleri ile Oslo'da yaptığı bir görüşmeye ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı internette yayınlanmıştır. Yayınlanan ses kaydında Hakan Fidan, hem Öcalan’la hem PKK’lılarla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla ve "özel temsilcisi" sıfatıyla görüştüğünü ifade etmiştir. Ses kaydı saat 09.37'de PKK'nın görüşlerine yakınlığı ile bilinen Dicle Haber Ajansı'nın sitesinden yayınlanmıştır. Haber ve ses kaydı "Görüşmelerin iç yüzü Erdoğan'ı yakacak" başlığı ile verilmiştir. İnternete sızan ses kaydının MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar yardımcısı Afet Güneş, KCK üyesi Mustafa Karasu, PKK üyesi Sabri Ok, Kongra-gel Başkan Yardımcısı Zübeyir Aydar ve koordinatör ülke temsilcileri arasında geçtiği iddia edilmiştir.

26 Eylül 2012: Başbakan Erdoğan Oslo görüşmelerinin çözüme yönelik olarak yapıldığını, daha sonrasında samimiyetsizlik ve terör örgütü tarafından bilgilerin servis edilmesi nedeniyle bu görüşmelere son verdiklerini söylemiştir.

28 Aralık 2012: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Millî İstihbarat Teşkilatı'nın Kürt sorununa çözüm bulmak için Abdullah Öcalan'a ziyaretlerde bulunulduğunu duyurmuştur.

Bugün İyi Partiyi HDP ile görüşme yapmakla, ortak olmakla suçlayanlar o gün terörist başı ile yaptıkları görüşmeleri kendi ağızları ile ifade etmişlerdir. Zira o günden bu güne terör örgütü ve uzantısı olan partide  eylem ve söylem değişikliği olmamıştır.

8 Ocak 2013: Fetö terör örgütü başı Fethullah Gülen "sulh için millî onur, millî gurur ayaklar altına alınmamak kaydıyla, o mefkureye saygı devam ettiği müddetçe bence el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır" açıklaması ile AKP Hükümetine destek vermiştir.

15 Şubat 2013: Erdoğan, MİT ile Öcalan arasındaki görüşmelerin "İmralı Süreci" yerine "Çözüm Süreci" olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını açıklamıştır.

7 Haziran 2014: Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Abdullah Öcalan'ın çözüm sürecini diğer Kürt aktörlerden daha iyi değerlendirdiğini savunmuştur. Bugün Meral Akşener’i terör örgütü ile yan yana getirmek isteyenler o gün terörist başını ‘kürt aktör’ olarak tanımlamıştır.

20 Ağustos 2014: MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştüğü basına sızmıştır.

20 Ağustos 2014: Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, görüşmelerin artık genişlemesi ve Avrupa ile Kandil’e uzanmasını arzu ettiklerini söylemiştir.

22 Ağustos 2014: AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yalçın Akdoğan sürecin sahibinin Beşir Atalay olduğunu ve istediği örgüt ve kişiyle görüşebileceğini açıklamıştır.

6 Ekim 2014: Abdullah Öcalan çözüm sürecinde yeni adımlar atılması için hükûmete 15 Ekim 2014'e kadar süre verdiğini bildirmiştir.

17 Şubat 2015: Selahattin Demirtaş: “Öcalan’ın çağrı yapması için hükûmet önce 10 maddelik ev ödevini yapmalı, onlar açıklamazsa biz açıklarız” demiştir.

20 Temmuz 2015: KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık halkı silahlanmaya ve tünel ve siper kazmaya davet etmiştir: “Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli.  Sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yer altı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli” diyerek.

Nitekim süreç böylece sona erdi ve terörle masaya oturulamayacağını hükümet acı bilanço ile anladı. Ve hem süreç boyunca hem süreç sonunda yüzlerce Mehmet’imiz şehit olurken anaların yüreği kor oldu.

Hal böyle iken İYİ Parti ve Lideri Akşener’i PKK ile eş tutmak, Fetöcü ilan etmek hangi mantığa sığar. Ülkeyi yönetenler kendi geçmişlerini bu kadar yok sayarak Akşener’i her fırsatta nasıl Fetöcü ve PKK yanlısı olarak suçlar, abesle iştigal bu durumu milletimiz görecek ve anlayacak kapasitededir. Tüm bu hedef saptırmalar hükümetin yere çakılan ekonomiden, milyonlarca işsizden, dış politikadaki açmazlarından bahsetmemek için oluşturulan sunni gündemden başka bir şey değildir.

Sayın Bahçeli’nin her fırsatta vatan haini ve terörist ilan ettiği İYİ Partiye sunacak tek bir gerekçesi ve ispatı var mıdır? Kendi ortağının geçmişine bakmaz mıdır? Milliyetçiliği ayaklar altına alanların bugün neden Milliyetçiliğin ipine sarıldığını bilmez midir? Ve Devlet Bahçeli’nin kendi ile bile çelişmesini ve tutarsızlıklarını millet anlamaz mıdır? Anlamaz olur mu hem de nasıl anlar yüce Türk Milleti, zamanı geldiğinde aklı ile dalga geçilmeyeceğinin hesabını sorar sandıkta.

Peki Meral Akşener ‘Memleket Masası’nda ne dedi de, fincancı katırlarını ürküttü? MHP Lideri Memleket Masası’na "Baksınlar işlerine, otursunlar lekeli ortaklarıyla, fiskos yapsınlar durmadan, nasılsa aracılar da yok, konuşsunlar doğrudan. Yürekleri yetiyorsa geçmişte arka kapılarda yaptıkları pazarlıkları açıklasınlar. PKK'nın masaya nasıl çekildiğini, hangi telkinlerle zillete düştüklerini, buna nasıl ikna edildiklerini söylesinler. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı masada değil, gönüllerdedir" şeklinde kin kusarken ve milletin hafızası ile dalga geçerken, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Erdal Avcı ise Meral Akşener’e ateş püskürerek İYİ Parti’yi ve Akşener’i AKP’ye göz kırpmakla suçladı. Demem o ki, iktidar ortakları, özellikle küçük ortak, Akşener’i HDP ile ortak ilan ederken, HDP ise AKP ile  ortak ilan etti. Bir muhalefet partisi ve Lideri aynı anda hem Fetöcü, hem AKP ortağı, hem HDP ortağı PKK lı, hem darbeci olabilir mi? eşyanın tabiatına aykırı. Neden bu kadar korkulur Akşener’den neden ürkülür her hareketinden? İktidara gelme potansiyelinden mi korkulur? Milletin gönlündeki sevgisinden mi çekinilir? Yorumu size bırakıyorum…

Ve Akşener’in ülke ve millet menfaatlerini her şeyin üstünde tutan siyaset üstü ideali nasıl olurda bu kadar çarpıtılır ve vatan haini muamelesine maruz kalır… anlamak mümkün değil… ve ben sizin anlayışınıza bırakıyorum Sayın Akşener’in, ‘ülkem için gıda güvenliği, milletim için ekonomi, işsizim için iş, aş’ ve her fırsatta dış mihraklardan dem vuran hükümet için, ‘dış mihraklara karşı güç birliği’ çağrısını ve ‘ortak akıl ile çözüm arayışı’ önerisini…ve  HDP ve iktidar ortakları tarafından nasıl bu kadar amacından uzaklaştırıldığını...

Netice itibarı ile Akşener’in çağrısından  rahatsız olanlar ve reddedenler  HDP_AKP_MHP oldu.

Ben yine de birliğimiz, dirliğimiz, geleceğimiz ve refahımız için Sayın Akşener’in:

"Bir masa etrafında toplanmamız lazım, ortak aklı işletmemiz lazım. Bu masanın adına da 'Memleket Masası' diyelim. Gıda erişimi ve güvenliği önemli olacak bundan sonra, tarım üretimi önemli olacak. Dünya küçülecek. Böyle bir ortamda yurt dışına karşı  birliktelik önemli olacak", ‘ÖNLEM ALINMASI GEREKEN BİR DÖNEM’, ‘MEMLEKET MASASINDA TOPLANMAMIZ LAZIM’, ‘ORTAK AKLI İŞLETMEMİZ LAZIM’… ‘Darbe tartışmasını kutuplaştırıcı buluyorum. Biz kırmızı kuvvetler, mavi kuvvetler şeklinde tutum alamayız, ülkeye fayda getirmez, işsizliği çözmez bu, ‘BİZİM KUTUPLAŞARAK KAYBEDECEK VAKTİMİZ YOK’.

sözlerine kulak verelim ve kamuoyu oluşturalım derim siyasi emelleri bir kenara bırakarak, ülkemiz için, çocuklarımız için, hepimiz için…

Sağlıkla olun, sevgiyle kalın…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum