Gülseren HASTÜRK

Gülseren HASTÜRK

SIRADAN TARİH

Yeni Dünya Düzeninde Geçmişten Geleceğe Eğitime Bakış

04 Aralık 2020 - 23:00

Toplumdaki her birey aileden başlamak üzere çevresindeki sosyal yapıdan ve eğitim kurumlarından aldıkları ile hayata katılım sağlar. Eğitim bu süreçte disiplin işi olur kimi yerlerde.  Tarihi en eski dönemlere dahi götürülebilir. Geçmişe bakılacak olursa insanlık tarihi ile başa baş gidilebileceğinden şüphe yoktur. Yaşamak için eğitime en gereksinim duyan insandır. Diğer canlılar kendilerine kodlanan bilgilerle mücadelesini hakkıyla verirken , insan kendisine verilen en önemli yetiyle, aklı ile üstünlük sağlamıştır.

Aslında bakılacak olursa evrendeki tüm canlıların birbirinden farkı yok, kendilerine has donanımları ile savaşını verirken insan ise kullanabildiği eli ile bu savaşta öne geçmiştir. Elini aklı ile bütünleştirerek üstünlük elde eden başka bir canlı yoktur.

Eğitim ilk çağlarda asillere özgü  uğraş iken bilim alanında yapılan çalışmalar ve sanatın da bu sürece eklenmesi ile  her kesimin dahil olduğu hizmet haline gelmiştir.  Ortaçağda kitap eğitimin merkezinde olurken öğretici konumunda olan öğretmen, aydınlanma çağı ile bu sürece öncülük etmiştir.

Eğitim tarihini sırası ile inceleyecek olursak ilkçağlar da ; Mısır, Çin, Hint ve Yunanlıların eğitim tarihindeki öneminden bahsetmek gerekir. Mısırlılarda okul teşkilatlı haldeydi. Başlarda zengin çocukları okula giderken halkta sonraki süreçte eğitim sistemine dahil olmuştur. Yüksek okulu bitiren genç iş kaygısında olmaz, okulu onun tüm masraflarını karşılardı ki genç rahatlıkla bilim ile ilgilenebilsin. Çinliler dünyanın en eski halklarındandır. Eğitimde örf,  adet ve geleneklerinin etkisi büyüktür. Milattan öncesi Eğitim Bakanlığı olduğundan bahsedilir kaynaklarda. Öğretmene saygı ölünceye kadar devam ederdi. Hint toplumunun eğitiminde dini inançların etkisi büyüktür. Öğretmen kutsal kabul edilir itaat en başta gelirdi. Yunanlılarda insan ve toplum kavramı iki başlık olarak incelenebilir. Çocuklar 7 yaşından sonra devlete ait kabul edilir yetiştirilmesi kabiliyetlerine göre olurdu. Milattan önce öğretmenlik kavramı bilinir, branş hocaları öğrencilere tarih, coğrafya felsefe gibi bir çok alanda dersler verirdi.

Eğitim amacı gençleri yararlı birer birey haline getirmektir. Fikir ve zihin eğitimi öğretimle , ahlak ise yaşanarak öğrenilirdi.  Pratik yaşama dair eğitim daha fazla  uygulanır, iyi yurttaş yetiştirmek hedeflenirdi. Geçmişten günümüze dünyadaki yaşamsal döngünün birer öğesini oluşturan farklı medeniyetler bulunmaktaydı, kültürel, ekonomik, siyasi, toplumsal bir çok alanda eğitime yansımalar gerçekleşmişti .

Ortaçağda  İslam dini ile hızlı bir uyanış başlamış, İslam’ın bilime pozitif yaklaşımı eğitim kurum ve kadrolarının çoğalmasını sağlamıştır. Medreselerde kaliteli eğitim programı uygulanır akli ve nakli bilimler öğrencilere itina ile gösterilirdi. Farabi, İbn-i Sina gibi önemli bilim insanları bu dönemin önemli isimleri arasında yer almaktadır. Avrupa’da ise Rönesans ve Reform hareketleri eğitimde belirleyici unsurlar olmuş aydınlanma ile kilisenin eğitim üzerindeki baskısı ortadan kalkmıştır.

Eğitim ve Öğretimin planlanmış biçimde uygulamaya konması ise sonraki dönemlerde meydana gelecektir. Her ulus kendine has programlar uygulayacak kimi eğitim politikasını baskıcı ezbere dayalı bir yapıya dayandırırken kimi ülkeler serbest eğitim programları ile öğrencilerine çalışma ortamı hazırlayacaktır.  Şuan dünyada Finlandiya ve Güney Kore eğitim politikaları başa çekerken iki ülkenin uyguladıkları sistem birbirinden çok farklı olduğu görülmektedir. Bu iki farklı sistem arası uçurum olsa da dünya sıralamasında ilk ikiye girmeleri oldukça şaşırtıcıdır. 50 yıl önce hem Güney Kore hem de Finlandiya kötü birer eğitim sistemlerine sahipti. Güney Kore’de öğrenciler  baskı altında yaşıyor, yetenekli olmaları çok önemsenmiyor,  çok çalışmaya ve çalışkanlığa inanılıyor. Çocuklar yıl boyunca hem okulda hem de özel öğretmenlerle ders yapıyor. Çok çalışırsan zeki olabilirsin deniliyor. Finlandiya’da ise okul toplumun merkezinde.  Eğitimin amacı kişilik yaratmak. Öğrenmenin sınıf dışında gerçekleştiğine inanıyor. Lisedeki öğrencilerin aldığı derslerin 3′te biri seçmeli. Hangi yeterlik sınavına gireceklerine bile kendileri karar veriyor.  Kısacası çok farklı ama oldukça başarılı iki eğitim sistemi.

 İlk ve orta çağlarda uygulanan eğitim programlarında derslerin gözlem yolu ile olmasının gerekliliğine inanılır. Ezbercilikten kaçınılmalı, çocukta öğrenme isteğinin artırılması gerekmektedir denilir. Sınıf düzeni çocuğun zevk aldığı ortam olmalı, tekrar yolu ile konu pekiştirilmelidir. Yoksa ezbercilik ile kısa sürede unutulacaktır bilgiler. Çocuğa öğretilecek bilgilerin  öncelikle eğitimci tarafından çok iyi bilinmesi gereklidir. Bilinen iyi öğretilmeli, öğretmekten zevk duyulmalıdır.

Çocukların meslek sahibi olmalarından ziyade iyi bir insan olarak yetiştirilmesi, çocuğun gelişim evresine, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmesi oldukça önemlidir. Eğitim çocuğa ne düşüneceğini öğretmekten ziyade, düşünmeyi öğretmesi gerekir. Hayatın kendisi olmalıdır. Düşünmeye zaman ayırmamak tembellik getirir. Kimseye bağlı olmadan hayatını yönetebilmek, aldığın kadar olmaktır eğitim. Muhatap insandır, nitelikleri ile şekillenecek dengeli hale gelecektir. Zenginlik yer altı yer üstü değil iyi yetişmiş insan kaynağıdır.

Yaşam boyu öğrenme bitmeyecektir. Beden sağlığı kadar akıl ve ruh sağlığı için de her an insan kendine bir şeyler katabilmelidir.
Gelecek çocukların kapasitesinde gizlidir. Öğretmenler ise başarılı bireyler  yetiştirebilmek için, öğretme eylemini çok iyi bilen, uygulayan ve uygulatan kişiler olmalıdırlar. Yeni dünya düzeninde savaş kalemlerle olacaktır. Bu uğurda savaşan tüm eğitim neferlerine saygılarımla….

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum